Cem Kinay New York’taki davayı kazandı, Turks&Caicos Adası için umutlandı

Turizmci Cem Kınay, 2005’te Turks&Caicos adalarında başladığı proje adalardaki rüşvet skandalı nedeniyle durunca zor günler geçirdi. Turks&Caicos’ta açılan davalar sürerken, Cem Kınay, New York Bölge Mahkemesi’nde aleyhine açılan davayı kazandı.

ORTAKLARIYLA birlikte turizme Magic Life markasını kazandırıp, daha sonra elden çıkaran Cem Kınay’ın hayatı, 2005’te rüya gibi bir proje gerçekleştirmek için gittiği Turks&Caicos Adaları’nda patlayan ‘rüşvet skandalı’ nedeniyle kabusa döndü. İsmi adada patlayan rüşvet skandalına karışınca iddialı gayrimenkul projesi duran Kınay, ev satın alan 30 malikten 7’sinin New York Bölge Mahkemesi’nde açtığı davayı kazandı. Cem Kınay, İngiltere’nin kontrolündeki Turks and Caicos Adaları’nda hem ada hükümeti hem de kredi aldıkları bankayla davalık olduklarını hatırlatarak, “Siyasi baskıdan muaf ABD’de davayı kazandık. Bunun adada süren diğer iki davamıza da örnek teşkil edeceğini ve olumlu yansıyacağını düşünüyorum” dedi.
En büyük üzüntüsünü projenin yarım kalması olarak açıklayan Cem Kınay, şöyle konuştu: “Ben en başından beri bankayla ve yerel hükümetle anlaşarak bu projeyi bitirme derdindeyim. Bize güvenenlerin mağdur olmasını hiç istemem. Bırakıp gitmedim. Tek amacım bu projeyi bitirmek. Maddi zararımın yanı sıra zedelenen itibarımı da temizleyip bu projeyi bitirmeye kararlıyım.”
Bankayla temasa başladık
Projeyi bitirmek uğruna banka ile yeniden temasa geçtiğini anlatan Kınay, “Onlara mektup yazıp insanların mağdur olmaması için bu projenin tamamlanması gerektiğini söyledim. Davalar uzun sürüyor. Davaların bitmesini beklemeyelim, dedim. Burada da olumlu gelişme bekliyorum” dedi. Cem Kınay adada patlayan rüşvet skandalını şöyle hatırlattı: “Karayipler’deki bu adalar İngiltere’ye, yani Birleşik Krallık’a bağlı. Krallık, adalarda rüşvet soruşturması başlattı. Başbakan, aldığı siyasi bağışların listesini mahkemeye verdi. Siyasi bağış ABD gibi pekçok ülkede de var ve yasal. Biz de resmi yollardan banka kanalıyla bir bağış yapmıştık. Resmi bağış yapmış bir şirket olarak ismimizin rüşvet verenler listesinden çıkarılması için dava açtık. Mahkeme başkanı bizi haklı buldu. Ama İngiltere’nin adaya atadığı vali, hukukuz bir iş yaparak ismimizin geçtiği listeyi internette yayınladı. Bunun üzerine kredi aldığımız banka rahatsız oldu. Projeden ev alanlar ödemelerini kesti. Sonra banka işimize el koydu. İnşaat durdu. Turks ve Caicos’ta parlamento kapatıldı. Siyasi bir darbe yaşandı. Ben de bu olayların politik kurbanıyım.”

Cem Kınay kimdir

AVUSTURYA Devlet Nişanı sahibi olan Cem Kınay’ın yaşamından bazı satır başları şöyle:
Viyana Üniversite Hastanesinde doktor olarak çalıştı.
1987’de ortağı Oğuz Serim ile Avusturya’nın en büyük tur operatörü Gulet Touristik’i kurdu.
Türkiye, Yunanistan, Tunus, İspanya, Avusturya, Mısır ve Bulgaristan’a yayılan Magic Life otel zincirini 1990’da kurdu.
2004’te Magic Life ve Gulet Touristik’i dünyanın en büyük tur operatörlerinden TUI AG’ye sattılar.

Bol ödül alacak proje gözüyle bakılıyordu

CEM Kinay, Turks and Caicos adalarında Kengo Kuma, Zaha Hadid, Piero Lissoni, Shigeru Ban, David Chipperfield, ve Carl Ettensperger gibi dünyanın önde gelen mimarlarından bazılarının eşsiz tasarımlarını içeren lüks bir ada tatil kompleksi oluşturduklarını hatırlattı. Kınay, “Tamamlandığında, proje Mandarin Oriental Hotel, lüks villalardan ve çevresindeki yerleşim birimlerinden oluşacaktı. Bol ödül alacak proje gözüyle bakılıyordu. Projenin inşaatı Haziran 2008’de başladı ve Ekim 2009’da bu politik sebepler yüzünden durdu” diye konuştu.

Bu makale 08.Nisan.2012 de Hurriyette yayinlandi.Demet Cengiz

Cem Kinay.Ruya Adasinda Kabus

Dellis Cay, Turks and Caicos, West Indies

Avusturya’da tarihin en başarılı turizm girişimcisi olan Cem Kınay, Karayipler’de ilgisi olmayan bir siyasi kavganın içine iradesi dışında sürüklendi ve İnterpol’den hakkında kırmızıbülten çıkarıldı.
Bir subayın oğlu olan Türk Cem Kınay, Avusturya’da doktor olduktan sonra, ihtisası sırasında sıfırdan kurduğu turizm işinde, seyahat pazarının %60’ına hakim olarak bir turizmimparatorluğu kurdu. Turizm şirketi Gulet ile birlikte sahibi olduğu 19 adet Magic Lifeotellerine yılda yüz binlerce Avusturyalı’yı tatile gönderdi. Bugün ise 54 yaşındaki Cem Kınay varını yoğunu kaybetmek tehlikesi ile karşı karşıya. Oysa o sadece, şirketler grubunun 2004 yılında gerçekleştirilen Almanya seyahat devi TUI’ye satışından sonra bir başkavizyonunu gerçekleştirmek istiyordu. Issız bir adanın geliştirilerek turizme kazandırılması.

2005 yılında Karayip sahillerindeki Dellis Cay’in beyaz sahiline ilk defa ayağını bastığında“İşte o ada burası” dedi.
İngiliz müstemlekesi Turks and Caicos adalarına ait olan 560 hektar büyüklüğündeki bu küçük adayı bir İtalyan asilzadesinden 18 milyon dolar’a satın aldı. Burası tüm dünya elitleri için lüks bir tatil cenneti olacaktı. Zaha Hadid’den Pierro Lisoni’ye kadar dünyanın en önemli mimarlarından yedi tanesi villalar, apartmanlar ve Mandarin Oriental Group için lüks bir otel tasarımı yaptı.
Mimari dergiler proje hakkında “dünyanın en trendy mimari kum adası” yazıyordu. Kınay tüm birikimlerini bu işe yatırdı. Ve başkalarını da yatırima ikna etti.

Ancak, Turks and Caicos’un Başbakanı Michael Misick ile birlikte gerçekleştirdiği temel atma töreninde Kınay, Karayipler rüyasının çok yakın zamanda bir kabusa dönüşeceğini tahmin etmiyordu. İktidar partisi seçimlerden önce bir cok orada is yapan is adamiyla beraber bağış için onun da kapısını çaldı. Kınay “Bağış talebini avukatlarıma sordum. Bana parti bağışlarının tamamen yasal olduğunu beyan ettiler” dedi. “Şirketim de “tamamen açık, şeffaf ve yasal” bir şekilde 500.000 dolar bağış yaptı.” Bir süre sonra çıkan bir kasırga sonrası parti yeniden bağış talebinde bulundu ve Kınay’ın şirketi 200.000 dolar daha bağışta bulundu.

Bu cömertlik onun kötü kaderi haline gelecekti. 2008 yılının Ağustos ayında Büyük BritanyaDevleti ağır yolsuzluk suçlamalarından ötürü Misick’i görevden alıp parlamentoyu feshetti ve adaların özerk yönetimini düzenleyen anayasayı yürürlükten kaldırdı. Bu konuyla ilvili olarak siyasi gözlemciler İngilizlerde, Turks and Caicoslular’ın Kanada’ya bağlanma tercihleri ve daha da ötesi tam bağımsızlık taleplerine yönelik bir çabanın rahatsızlığı olduğunu tahmin ediyorlar.

Kınay bu olaylardan önce İngiltere Kraliçe’sine ait bir başka adanın daha bir kısmını satın almıştı. Joe Grant adlı bu adanın 200 hektarı için şirketleri 3,2 milyon dolar ödedi ve bir sonraki projesini hayata geçirmek üzere çalışmalara başladı. Yine bir otel ve villalar yapılmak üzere yola çıkılan bu projede de ortağı İtalya Lüks Grubu Bulgari idi.

İngilizler tarafından görevlendirilen adanın yeni sömürge valisi, Kınay’ı hükümete rüşvet verdiği için ada hissesini ucuza elde ettiğini iddia ederek kendisine asılsız suçlamalarda bulundu. Daha sonra ise her şey ardı ardına geldi. Araştırma komisyonunu henuz sonuçlanmamamış ve hatalı ara raporu yerel medyaya sızdırıldı. Bunun üzerine Dellis Cay projesine finansman sağlayan Trinidad and Tobago Unit Trust Corporation bankası vermiş olduğu krediyi geri çağırdı. İngilizler de hükümet hakkındaki rüşvet soruşturması için bir özel yetkili savcı tayin ettiler. Dellis Cay de insaat durduruldu ve her iki ada da kayyum yönetimine bırakıldı. O günden beri, yani üç yıldır yarısı bitmiş olan binalar artık yıpranma tehlikesi ile karşı karşıya. Burada mağdur olan sadece Kınay olmadı.İnşaatın ilerlemesine istinaden onunla beraber bu işe girerek 100 milyon dolar yatırmış olan diğer yatırımcılar da mağdur oldu.
Kınay bütün bunların sonucunda kendisini yerel ve İngiliz menfaat grupları arasındaki siyasi bir kavganın kurbanı olarak görüyor. Herşeyi sıfırdan kendi kendine yaratan girişimci işadamı Kınay, Istanbul Maslak Sheraton Otelinde yapılan KURIER röportajında “Joe Grant adasının alımında sözleşme partneri hükümet değil, tam tersine bir önceki İngiliz sömürge valisi idi. Fiyatı o belirletti, inceledi ve satış sözleşmesini imzaladı” diye vurguladı. Nitekim, aralarında Richard Ellis ile Ernst&Young şirketlerinin de olduğu bağımsız beş denetleme şirketinin raporlarında da, adanın satış sözleşmesindeki aynı fiyat tespit edilmişti.

Kınay “Kimseye rüşvet vermedim ve daha başlangıçtan beri savcılık ile tam işbirliği yaptım” diyor.

2011 yılı Ekim ayında İstanbul’da kendi isteği ile yapılan sorgulamadan sonra savcılıktan bir daha haber almadı. Ta ki Turks and Caicos’un talebi üzerine İnterpol Temmuz ayı başlarında “Kırmızı bülten” çıkartana ve Kınay kendisini arananlar listesinde bulana kadar. Ancak ne Türkiye ne de Avusturya Kınay’ı şu an itibarıyla Karayipler’e iade etmeyecektir.

Kınay “İlk önce çok şaşırdım. Sadece hayatım boyunca bütün yarattıklarım tahrip edilmedi, itibarım da mahvedilme tehlikesi ile karşı karşıya” diyor, “Haklarım için mücadele etmeye devam edeceğim ve atağa geçeceğim”. Bu bayagi masrafli olacak onun icin.Bugüne kadarki vekil masraflarını ödemek için Miami’de bulunan evini ederinden çok ucuza satmak zorunda kaldı. Satıştan gelen gelir de mahkeme vesayetine verildi. Şimdi ise kendisine ailesi ve uzun yıllardan beri ortağı olan Oğuz Serim mali yardımda bulunuyorlar. Adalara tedbir konulmasına karşı mahkemeye itirazda bulundu. Ancak sömürge valisi, Joe Grant adasının Sotheby’s üzerinden açık artırmaya çıkarılacağını duyurdu. Kınay ”Bu aşikar bir şekilde yasalara aykırıdır, itiraz davası devam ediyor” diyerek kızgınlığını belirtiyor.

Bu arada geçtiğimiz ilkbaharda New York’ta bir başarı elde eti. Dellis Cay’deki 30 villa alıcısından sekizi mahkemeye başvurarak tazminat ödenmesini talep ettiler. Ancak bu dava red edildi. Kendisinin ilk villa müşterilerinden olan Hollywood yıldızı Michael Douglas ve eşi Catherine Zeta Jones ise hiç bir zaman şikayette bulunmadılar.

Kınay, Dellis Cay projesini tekrar hayata geçirmek için her şeyi denemek istiyor. “Bütün bu olaylar dehşet verici. Ben her zaman sözümü tuttum. Daha gencim ve ticari hayatıma tabii kidevam edeceğim”.

“Olağanüstü kariyer, mutlak bir itibar”

O Avusturya Turizm ekonomisinin yıldızıydı. Öyle ki, ekonomi bakani Martin Bartenstein göğsüne bir devlet nişanı taktı. Dönemin Avusturya Havayolları Başkanı Mario Rehulka 1997 yılında ekonomi dergisi Trend tarafından “Yılın adamı”seçilen Kınay’a “Olağanüstü bir kariyer. Üstün müşteri kalitesi odaklı olup birinci kalite bir iş anlayışına ve işe sahiptir” diyerek işine karşı duyduğu ciddiyeti resmileştirdi. “Eğer yolsuzluk yapabileceğine dair enufak bir belirti dahi olsaydı, Avusturya Havayolları ona Touropa Tur Operatörünü satmazdı”. Eski hava yolları işletmecisi Niki Lauda, bir zamanlar en büyük müşterisi olan Kınay hakkında “sert bir müzakereci, ancak mükemmel bir iş kalitesi ve sözünün eri” dedi.
TUI Holding yönetim kurulu üyesi olan Eski Başbakan  Almanların yönetime girmesi ile Kınay’ın da yönetim kurulu üyesi oldu. Aynı zamanda Magic Life Club’lardan çokmemnun bir tatilci olan Vranitzky “Tamamen işine angaje ve fikirlerine inandığım Kınay,bazen işlettiği otellerin sahipleri karşısında belki biraz fazla iyimser” diye düşünüyor.

Bu makale Avusturya KURIER gazetesinde 22 Temmuz 2012 tarihinde yayinlandi.